İnsan sandığı kadar özgür yaşamıyor. Çoğu zaman inandığını söylediği şeylere değil, korktuğu şeylere teslim oluyor.
Bir bakıyorsunuz; kararlarını sevgisi değil kaybetme korkusu veriyor.
Kalbini vicdanı değil, endişeleri yönetiyor.
Diline “tevekkül” yerleşmiş ama ruhuna kaygı hâkim olmuş.
İnsan neye teslim olursa, zamanla ona dönüşüyor.
Nasıl mı?
Kaygıya teslim olanın zihni sürekli savaş üretir.
Korkuya teslim olanın ruhu hiçbir yerde dinlenemez.
Kontrol etme ihtiyacı büyüdükçe insanın iç huzuru küçülür.
Bugün insanların büyük çoğunluğu yorgun ama bu yorgunluk yalnızca bedensel değil. Ruhsal bir tükenmişlik bu.
Günümüzde modern insan her şeyi kontrol etmeye çalışıyor. Olmamış bir felaket için üzülüyor.
Henüz yaşanmamış bir acının yasını tutuyor.
Sürekli “ya şöyle olursa, ya başıma bu gelirse” ihtimalleriyle zihninde görünmez savaşlar veriyor.
Ve farkında olmadan korkularına ibadet eder hâle geliyor. Oysa teslimiyet; vazgeçmek değildir.
Teslimiyet, elinden geleni yaptıktan sonra hayatın yükünü omzunda taşımayı bırakabilmektir.
Tevekkül; hiçbir şey yapmadan beklemek de değildir. Önce gayret etmek, sonra sonucu ilahi plana bırakabilmektir.
Fakat insan bazen Allah’a değil, kontrol etmeye güveniyor.
Her şeyi hesap ederek güvende kalacağını sanıyor.
Oysa hayat, insanın planlarından çok daha büyük bir yerden akıyor. Bazı insanlar sürekli tetikte yaşıyor. Mutlu olunca bile korkuyorlar.
“Kesin bir şey olacak” hissiyle sevinçlerini bile yarım bırakıyorlar.
Oysa ki; kaygı sadece korku değildir. Kaygı, insanın geleceği yönetmeye çalışırken bugünü kaybetmesidir.
Bugün birçok insanın zihni susmuyor. Gece başını yastığa koyduğunda bedeni dinleniyor belki ama ruhu hâlâ nöbette kalıyor.
Çünkü güvenmeyi unuttuk.
Her şeyi kendi gücüyle taşımaya çalışan insan, bir süre sonra yalnızca yorulmuyor, tükeniyor.
Oysa bazen insanın yapması gereken şey savaşmak değil; durmaktır.
Bir adım geri çekilip hayatın akışına bakmaktır.
Her şeyin kendi kontrolünde olmadığını kabul etmektir.
Çünkü insan her şeyi yönetemez. Her yarayı kapatamaz. Her kaybı engelleyemez. Her ihtimali hesaplayamaz.
Ve belki de ruhun gerçek huzuru tam burada başlar:
"Kontrol etmeye çalışmayı bıraktığı yerde"
İlahi plana güvenmek, insanın, yaşadığı her şeyin içinde bir anlam olduğuna inanabilmesidir.
Bazen geciken şey korunmadır.
Bazen biten şey kurtuluştur.
Bazen de insanın “kaybettim” dediği yer, aslında kendini bulduğu yerdir.
Çünkü hayat yalnızca bizim gördüğümüz kadardan ibaret değildir.
İnsan bazen kendi korkularının sesini, kalbinin sesinden daha fazla dinliyor.
Ve o korkular büyüdükçe içindeki huzur küçülüyor.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu:
Biz gerçekten Allah’a mı teslimiz…
Yoksa korkularımıza mı?
Çünkü insan neye teslim olursa, hayatını da ona göre yaşamaya başlıyor.
Ve belki de insanın gerçek imtihanı; hayatı kontrol etmek değil, güvenmeyi öğrenmektir.
Sinem Boyan
İletişim Eğitmeni • Program Yapımcısı • Yazar
TESLİM OLDUĞUMUZ ŞEY NE?
Yayınlanma :
25.05.2026 13:10
Güncelleme
: 25.05.2026 13:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: