
İnsan bazen en büyük yanlışı, en doğru yerden yaptığını zanneder.
“Ben de hak ettim” der…
“Benim de payım var” der…
İşte tam da o anda, hayat kalbin en ince yerinden sessiz bir çizik atar. Çünkü insanın kendini haklı gördüğü yer, çoğu zaman en büyük yanılgısının başladığı yerdir.
Oysa hak…
Sadece almak değildir.
Hak; dokunmamayı bilmektir.
Sınır bilmektir.
Kendine ait olmayanın ağırlığını omzuna almamaktır.
Bugün etrafımıza baktığımızda sıkça karşılaştığımız bir tablo var:
Bir başkasının emeği üzerinden konuşanlar,
Bir başkasının malı üzerinden plan kuranlar,
Bir başkasının yolu üzerinden yürüyüp kendini var zannedenler…
Ve hepsinin dilinde aynı cümle:
“Ben de emek verdim.”
Oysa emek, sadece orada bulunmak değildir.
Emek; sorumluluk almaktır.
Emek; bedel ödemektir.
Emek; yük taşımaktır.
Gerçek emek, görünmeyeni sahiplenmek değil; görünmeyeni korumaktır.
Kul hakkı denildiğinde çoğu insanın aklına sadece para gelir. Oysa mesele bundan çok daha derindir.
Bazen bir güveni çalmaktır kul hakkı.
Bazen bir insanın yolunu kesmektir.
Bazen de hiçbir hakkın yokken, varmış gibi davranmaktır.
İnsan en çok burada yanılır.
Aldığını kazanç sanır.
Oysa bazı kazançlar vardır ki, insanın kalbinden eksilir. Çünkü hak, er ya da geç hesap ister. Sessizdir ama unutmaz. Görünmez ama iz bırakır.
Ve bir gün…
İnsan kendine kalır.
O gün, ne kazandığın değil; kime neyi eksilttiğin çıkar karşına. İşte o an, gerçeğin ağırlığıyla yüzleşirsin.
Anlarsın ki…
Hakkın sandığın şey, aslında bir yüktür.
Ve o yük, çoğu zaman kazançtan çok daha ağırdır.
Kalbin aynası şaşmaz.
İnsan sadece kendine bakmayı geciktirir.
Sinem Boyan
İletişim Eğitmeni | Program Yapımcısı | Sunucu | Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: