Yaz, takvime düşen sıradan bir mevsim değil; insanın içini yoklayan, gökyüzünü uzatan, akşamları ağırlaştıran bir çağrıdır.
Güneş daha uzun kalır gökyüzünde, rüzgâr yumuşar, deniz kıyıya başka bir sesle vurur. Biz de bir anda bavul hazırlarken, gün sayarken, uzaklara özlem kurarken buluruz kendimizi. Sanki birkaç günlüğüne şehirden çıkınca, üzerimizde biriken her şey de geride kalacakmış gibi düşünürüz.
Oysa insan, valizine kıyafetlerini koyabilir ama zihnini kapının dışında bırakamaz.
Kum ayaklarımızın altına serilir, güneş yüzümüzü ısıtır. Ama kırgınlıklar, kaygılar ve telaşlar aynı sessizlikle yanımızda kalır.
Beden uzaklaşır; dinlenmeye en çok ihtiyaç duyan taraf ise çoğu zaman aynı yorgunluğun içinde kalır.
Bugün sahillerde gözümüze çarpan şey, denizin mavisinden çok insanların aceleci hâli. Kimse gerçekten manzaraya bakmıyor; çoğu kişi telefon ekranına eğilmiş, gün batımını yaşamaktan çok kaydetmenin peşinde. Dalgaların sesi, bildirimlerin gürültüsüne karışıyor.
Oysa çocukluğumuzun yazları bambaşkaydı.
Islak kumdan kaleler kurar, akşam serinliğinde uzun sohbetlere dalar, zamanın nasıl geçtiğini fark etmezdik. Mutluluk, paylaşılmadan önce yaşanırdı. En güzel anılar içten gelen kahkahalardan doğardı.
Bugün fotoğraflar çoğalıyor, hatıralar eksiliyor. Gittiğimiz yerleri hatırlıyoruz ama orada ne hissettiğimizi giderek unutuyoruz.
Belki de ihtiyacımız olan şey büyük bir kaçış değil.
Belki biraz sessizlik…
Belki ayakkabıları çıkarıp çıplak ayakla yürümek…
Belki hiçbir şey düşünmeden ufka bakabilmek…
Yaz mevsimi yalnızca tenimizi değil, bakış açımızı da ısıtabilirse anlam kazanır. Kum, geride bıraktığımız izlerin kalıcı olmadığını; güneş ise her gün yeniden başlamanın mümkün olduğunu hatırlatır.
Belki de asıl mesele yeni bir yer görmek değil; uzun zamandır susturduğumuz iç sesimizi yeniden duymaktır.
Ve belki dönüş yolunda valizimiz eskisinden biraz daha ağır olacaktır. Çünkü içine koyduklarımızdan çok, geride bıraktıklarımız yer kaplayacaktır.
Unutmayalım…
Gerçek dinlenme, dalgaların kayayı yavaş yavaş aşındırması gibi, ruhun da yıllardır taşıdığı yükleri sessizce eritmesidir; çünkü bazen insanın en uzun yolculuğu, kendine doğru attığı son adımdır.
KUM DENİZ GÜNEŞ
Ve İçimizde Kalan Yorgunluk
Yayınlanma :
11.07.2026 10:10
Güncelleme
: 11.07.2026 10:18
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: