ÖZEL HABER: SİNEM AKSEMA
Artan üniversite mezunu sayısı, genç işsizliği ve güvencesiz çalışma koşullarıyla birleşince diploma, gençler için artık tek başına bir gelecek garantisi olmaktan çıkıyor.
Türkiye’de yükseköğretime erişim her geçen yıl artarken, bu artışın ekonomi üzerindeki karşılığı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Üniversite mezunu gençlerin sayısı yükselmesine rağmen, istihdam piyasası bu artışı karşılayacak hızda büyümüyor. Sonuç olarak gençler, eğitimle vaat edilen ekonomik güvenceye ulaşmakta zorlanıyor.
Ekonomistler, genç işsizliğinin yalnızca bir istihdam sorunu olmadığını, aynı zamanda yapısal bir ekonomi meselesi olduğunu vurguluyor. Mezun sayısındaki artışa karşın nitelikli iş alanlarının sınırlı kalması, diplomalı işsizliği kronik hâle getiriyor. Birçok genç, düşük ücretli, geçici veya alan dışı işlerde çalışmak zorunda kalıyor.
Eğitim cephesinde ise üniversite ile iş dünyası arasındaki kopukluk dikkat çekiyor. Teorik ağırlıklı eğitim modeli, mezunların iş piyasasının beklentilerine uyum sağlamasını zorlaştırıyor. Staj, uygulamalı eğitim ve sektör iş birliklerinin yetersizliği, diplomanın ekonomik değerini zayıflatıyor.
Bu tablo karşısında gençler alternatif çıkış yolları arıyor. Sertifika programları, dijital beceriler, yabancı dil yatırımı ve freelance çalışma modelleri giderek daha fazla tercih ediliyor. Geleneksel kariyer anlayışının yerini, çoklu gelir ve esnek çalışma arayışı alıyor.
Öte yandan yurt dışı eğitim ve çalışma planları, gençler arasında giderek yaygınlaşıyor.
Bu eğilim, yalnızca bireysel bir tercih değil; gençlerin ülkedeki ekonomik ve mesleki geleceklerine dair duyduğu belirsizliğin de bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre çözüm, eğitim politikaları ile ekonomik planlamanın eş zamanlı yürütülmesinde yatıyor. Gençlerin yalnızca diplomaya değil, üretime ve istihdama doğrudan katılabileceği bir sistem kurulmadığı sürece; eğitim, ekonomi, gençlik arasındaki bu gerilim derinleşmeye devam edecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: