Akhisar’da Seydiköy Çayı havzasında yaşanan sorunlara dikkat çeken Servet Yalçın, bölgenin tamamının afet bölgesi ve afet riski alanı olarak ilan edilmesi gerektiğini vurguladı. İki gündür süren endişe ve uykusuzluğa dikkat çeken Yalçın, mevcut müdahalelerin geçici kaldığını belirtti.
Yalçın, Akhisar Belediyesi Fen İşleri ekiplerinin yoğun çabasına rağmen, yaşanan sorunların yalnızca kısmen giderilebildiğini ifade ederek, sürecin bir hidrolik ya da su mühendisi bilirkişi gözetiminde ve devletin tüm kurumlarının katılımıyla ele alınması gerektiğini söyledi. Bölge sakinlerinin rızası alınarak, Seydiköy Çayı çevresinin “Su Kültürü Rekreasyon Alanı”na dönüştürülmesini önerdi.
Servet Yalçın'dan Çevre Duyarlılığı İsyanı
Değerli Akhisarlılar,
Ve Akhisar'ın kıymetli misâfirleri...
Akhisar Kaymakamlığı
Akhisar Belediyesi
Manisa Büyükşehir Belediyesi
Ekrem Kayserili
Besim Dutlulu
Ve herkes...
Akhisar Seydiköy Çayı havzası (300 sokak sonu) ve komple çay yatağı çevresi AFET BÖLGESİ ve AFET RİSKİ BÖLGESİ îlân edilmelidir...
2 gündür uyumuyoruz...
Akhisar Belediyesi Fen İşleri, ekip ve ekipmanlarıyla sâdece kısmen ve geçici bir çözüm üretebiliyorlar...
Buraya âcil (Hidrolik/Su Mühendisi) bir bilirkişi nezâterinde, devletin tüm kurumlarıyla seferber olduğu, bölge sâkinlerinin de talebi ile ve rızâsı alınarak,
"SU KÜLTÜRÜ" Rekreasyon Alanı yapılmalı...
O zaman belki, yüzlerce kamyon moloz ve çöp atmaz, atamaz insanlar...
O zaman sabaha kadar alkol alıp nârâlar atarak silah sıkmazlar burada...
Burası tedbir alınmazsa çok ciddî sorunlara gebe...
Hem maddî anlamda taşkınlar olarak, hem de mânevî anlamda TAŞKINLIKLAR olarak...
Buna son verecek olan, biz Akhisar'lıların kararlı duruşu olacaktır...
Devlet Millet Elele, Gönül Gönüle; her şeyin altından kalkarız, evelAllah...
Sizden istirhâmım; lütfen gelin görün burayı ve çocukluğunuzun Seydiköy'ü ile bir karşılaştırın...
Güzelliklerimizi nasıl yitirdiğimizi anlarız o zaman...
Burası Akhisar'ın 'Toplumsal Hâfızası'dır...
Şu anda 'kim var" desek, en az 20-30 bin Akhisar'lı, ilk kez yüzmeyi burada öğrenmiştir...
Mutlaka bir anısı vardır burayla ilgili...
Ya okulu kırıp yüzmeye gelmiştir, ya evde azar işitmiştir, ama gelmiş ve burada yüzmüştür...
Anne babalarımızın korkusu yüzmemiz değil, boğulmamızdı...
Şimdi de burada Akhisar'a yakışmayan işler oluyor...
Ben her sabah poşetlerce bira şişesi toplamaktan bıktım, onlar atmaktan bıkmadı...
Belediyemizin Temizlik Görevlisi kardeşlerimiz de, "ne çok bira içiliyor bu evde" demezler mi...?
Suya moloz dökmek ne yaaa...?
200 kamyon moloz fotoğrafı var elimde, bu yakışır mı Akhisar'lı Müteahhitlere...?
Akhisar'ı seven BUNU YAPMAZ...
Akhisar'ı seven, Su'ya çöp atmaz.
Akhisar'ı seven, senin evinin önüne işemez...
Akhisar'ı sevmeyen, kıymetini bilmeyen, hâtırâları olmayan insanların edepsizlikleri bütün bunlar...
En başta kendim...
Akhisar'ın durumunu anlatmak istiyor, anlatamıyorsan, sen hiç bir şey yapamazsın...
Akhisar bir 'Kültürel Mîrâs Şehri'dir...
Bu şehri kuranlara bizim bir borcumuz var...
Bu borç onlara değil, yeni nesillere, çocuklarımıza, torunlarımıza...
Yârın;
"Yazıklar olsun, atalarımız bize nasıl bir Akhisar bırakmış böyle" denmesini istemiyorsanız,
Lânetli (Kut'u alınmış) bir şehir olmak istemiyorsanız, hem Atalara, hem de Nesillere olan borcumuzu ödemeye başlamak zorundayız...
Akhisar bir kültürel mîrâs şehridir...
9.000 yıllık bir hâfızayı barındırır...
Su hâfızadır...
"Su Kültürü" mutlaka topluma anlatılmalı ve Akhisar da 'Su Sempozyumu' ile geleceğin (ve bugünün) en önemli sorunu olan "Su Sorunu" elbirliği ile çözülmeli...
Su sorunu, direkt olarak SU KÜLTÜRÜ ile ilgilidir...
50 yaşımdan sonra Türk Halk Bilimi ile müşerref olmuş bir Akhisar'lı 'Kültürel Mîrâs Elçisi' kardeşiniz olarak;
ben GÖNÜLLÜYÜM...
7'den 70'e herkese Su'yu, Toprağı, Havayı, Doğayı, Halk takvimini, Halk tarımını, Adâbı Muâşereti (sosyal bilimler) deneyimleyerek birlikte öğrenebiliriz...
Türk Halk Bilimi'nin aydınlatıcılığında, Akhisar'ı; potansiyelinin en güzel hâline getirebiliriz...
'Devlet Millet Elele, Gönül Gönüle' bu içinde bulunduğumuz tüm çirkinliklerden kurtulabiliriz...
Yoksa bugün burada, bizim yaşadığımız 'gerçeklik' kaderiniz olur...
Akhisar Seydiköy Çayı, (Gördük Çayı) Medar Çayı, Su Deliği, Kanal, Çağlak Deresi, Kum Çayı ve bağlantılı tüm çaylar ve dereler ve dahi kurumuş dere yatakları, şehir içindeki üstü gömülmüş dereler, hepsinin haritası çıkarılarak,
ÂFET RİSK HARİTASI çıkarılmalı...
Ve bu harita üstündeki duraklar (toplumsal bellek mekânları) 'Su Kültürü' doğal ve kültürel mîrâs alanları olmalı...
Tulumbalardan kuyulara, köprülerden rüzgâr güllerine, pınarlardan mumarlara, çeşmelerden hayrâtlara, nehirlerden şehirlere, derelerden köylere, sarnıçlardan, hendeklere, su değirmenlerinden su kulelerine, şu an kaybolan sulak alanlardan kaybolan gözelere tüm su kaynakları ve geçiş yolları kutsaldır ve geleceğimizi belirleyecek öğretiler barındırırlar...
Acil sorunumuz şu anda Seydiköy Çayındaki mağduriyet...
Ancak bütünlüklü bakılmadıkça hepsi geçici, hepsi siyâsî, hepsi beyhûde...
İçtenlikle ve samîmîce yaklaşan zâten gerçeği görür...
Görmek için bi zahmet Seydiköy'e gelir ve gerçek çözümler için bütünlüklü bir çözüm süreci başlatır...
Bekliyoruz Efendim...
Lütfen elinizde bira şişesi, belinizde silahla değil, çocuklarınızla; SUYUN TAŞKIN hâlini deneyimlemek için geliniz...
Gelirken lütfen yanınızda çöp poşeti ve eldiven getiriniz, belki bir çöp te siz arındırırsınız Su'dan...
Yorumlar
Kalan Karakter: