Birleşmiş Milletler (BM), çocuk işçiliği konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 2002 yılında 12 Haziran’ı Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü olarak ilan etti. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2026 yılı Çocuk İşçiliği Küresel Tahminler Raporu’na göre dünya genelinde 138 milyon çocuk işçi bulunuyor. Bu çocukların 54 milyonu ise sağlık ve güvenlik açısından risk taşıyan işlerde çalıştırılıyor. Son yıllarda küresel ölçekte çocuk işçiliğinde azalma eğilimi gözlense de sorun önemini koruyor.
İzmir’de de özellikle COVID-19 salgını sonrasında yükselişe geçen çocuk işçiliğinin etkileri sürüyor. Kent merkezinde çocuklar çoğunlukla Işıkkent Ayakkabıcılar Sitesi’ndeki kundura atölyelerinde ve mahalle aralarındaki tekstil işletmelerinde çalışırken, kırsal kesimlerde tarım sektöründe istihdam ediliyor. Düşük ücretlerle çalıştırılabilmeleri, uzun çalışma saatlerine itiraz edememeleri ve kolayca işten çıkarılabilmeleri nedeniyle çocuklar işverenler tarafından tercih edilirken, kayıt dışı istihdamın da önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Tekstil atölyelerinde ağırlıklı olarak ip temizleme ve yardımcı işlerde görev alan çocuklar, kundura atölyelerinde ise saya yapıştırma, ip temizliği ve üretimin çeşitli aşamalarında çalışıyor. Eğitim hayatını sürdürmekte zorlanan çocuklar, ağır çalışma koşullarının beraberinde getirdiği fiziksel ve psikolojik risklerle de karşı karşıya kalıyor.
Basmane’de 35 yıldır deri ustalığı yapan, Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği Başkanı ve aynı zamanda Konak Mülteci Derneği yöneticisi olan Yalçın Yanık, bölgedeki çocuk işçiliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yanık, son yıllarda çocuk işçiliğinde yeniden belirgin bir artış yaşandığını ifade etti.
“Okulu bırakan çocuk sayısı arttı”
Geçmişte ailelerin çocuklarını daha uzun süre eğitim hayatında tutmaya çalıştığını belirten Yanık, son yıllarda bu tablonun değiştiğini söyledi.
Yanık, çocuk işçiliğinin geçmişte de var olduğunu ancak son 10-15 yılda ailelerin çocuklarını en azından lise seviyesine kadar okutmaya yöneldiğini ifade etti. Son 4-5 yılda bu eğilimin tersine döndüğünü belirten Yanık, birçok çocuğun liseyi tamamlamadan çalışma hayatına atıldığını söyledi. Suriyeli çocuklar arasında hiç okula gitmeyenlerin bulunduğunu dile getiren Yanık, bazı çocukların ise ilkokulun üçüncü veya dördüncü sınıfından sonra eğitimlerini bıraktığını kaydetti. Özellikle son iki yılda okul terklerinin arttığını vurgulayan Yanık, bu çocukların çoğunun kayıt dışı ve merdiven altı işletmelerde çalıştırıldığını ifade etti.

“Çocuk işçiliği en çok tekstilde görülüyor”
Bölgede çocuk emeğinin en yoğun kullanıldığı sektörün tekstil olduğunu söyleyen Yanık, Basmane ve Çankaya çevresindeki çok sayıdaki kayıt dışı atölyeye dikkat çekti.
Yanık’a göre çocuklar özellikle tekstil atölyelerinde ip temizliği, temizlik ve çeşitli yardımcı işlerde çalışıyor. Bazı işletmelerde çocuklara makine kullanımı da öğretiliyor. Sabah saatlerinde servislerle alınan kadın ve çocuk işçilerin atölyelere götürüldüğünü belirten Yanık, durumun artık günlük yaşamın olağan bir parçası haline geldiğini söyledi.
“11 yaşındaki çocuklar da çalışıyor”
Çocuk işçilerin yaş ortalamasının giderek düştüğünü belirten Yanık, bölgede ilkokul çağındaki çocukların da çalıştırıldığını dile getirdi.
Çalışan çocukların çoğunluğunun 12-14 yaş aralığında olduğunu söyleyen Yanık, 11 yaşındaki çocukların da iş hayatında yer aldığını, 15-16 yaş grubundakilerin ise yetişkin işçiler gibi çalıştırıldığını ifade etti.
Ücretlerin oldukça düşük olduğunu belirten Yanık, çocukların haftalık yaklaşık 1.500 ila 2.000 lira arasında kazandığını, daha düşük ücret alanların da bulunabileceğini söyledi.
“Üç yıldır çalışan çocuklar var”
Kız çocuklarının da çalışma hayatında yer aldığını ifade eden Yanık, erkek çocukların sayısının daha fazla olduğunu belirtti. Aynı aileden üç kız çocuğunun eğitimlerini tamamlamadan tekstil sektöründe çalışmaya başladığını bildiğini aktaran Yanık, bu çocukların yaklaşık üç yıldır çalışma hayatının içinde olduğunu söyledi.

“Denetim mekanizması yetersiz”
Bölgedeki işletmelerde etkin bir denetim yapılmadığını savunan Yanık, çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında bunun önemli bir etken olduğunu dile getirdi.
Son 10-12 yıldır ciddi bir denetim görmediklerini ifade eden Yanık, geçmişte iş hanlarının daha sık kontrol edildiğini belirtti. Günümüzde ise olası denetimlerin kısa sürede duyulduğunu, işletmelerin çocukları gizleyerek veya uzaklaştırarak bu süreçleri atlattığını öne sürdü.
“Çalışma saatleri patronun insafına bağlı”
Çocuk işçilerin belirli bir mesai düzenine sahip olmadığını belirten Yanık, bazı çocukların emeklerinin karşılığını dahi alamadığını söyledi.
Sabah saat 08.00’de başlayan çalışma gününün çoğu zaman akşam 19.00-20.00’ye kadar sürdüğünü ifade eden Yanık, çocuklar için sekiz saatlik çalışma kavramının geçerli olmadığını dile getirdi. Bazı çocukların ücretlerini alamadığını, fiziksel şiddete maruz kalanlara da tanık olduklarını belirten Yanık, çalışma koşullarının büyük ölçüde işverenlerin tutumuna bağlı olduğunu kaydetti.
“Aile geçimini sağlamak için çalışıyorlar”
Çocuklarla yaptıkları görüşmelerde çalışma nedenlerini doğrudan dinlediklerini anlatan Yanık, ekonomik zorunlulukların ön plana çıktığını söyledi.
Yanık, çocukların çoğunun evde çalışabilecek başka bir aile bireyi olmadığını ifade ettiğini belirterek, bazı çocukların babalarının yaşlı olduğunu, bazılarının ise babalarını kaybettiğini söyledi. Kardeşlerinin geçimine katkı sağlamak zorunda kaldıklarını anlatan çocukların sözlerinin son derece üzücü olduğunu vurgulayan Yanık, çocukların eğitim yerine ailelerinin temel ihtiyaçlarını düşünmek zorunda kalmasının ağır bir tablo ortaya koyduğunu dile getirdi.
“Öğle saatlerinde yüzlerce çocuk görmek mümkün”
Çocuk işçiliğinin boyutlarının Basmane’de açık şekilde görülebileceğini söyleyen Yanık, öğle saatlerinde bölgedeki sokaklarda çok sayıda çalışan çocukla karşılaşılabileceğini belirtti.
Diş Hastanesi çevresi, PTT arkası ve Mezarlıkbaşı gibi noktalarda öğle molasına çıkan yüzlerce çocuğun görülebileceğini ifade eden Yanık, okul çağındaki bu çocukların neden eğitim ortamlarında değil de işyerlerinde bulunduğunun sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Mücadele ortak yürütülmeli”
Sorunun yalnızca dönemsel denetimlerle çözülemeyeceğini belirten Yanık, devlet kurumlarının, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Yanık, tüm atölyelerin düzenli ve kapsamlı şekilde denetlenmesi gerektiğini ifade ederek çocuk işçiliği, iş cinayetleri, güvencesiz çalışma ve sigortasız istihdam gibi konularda ülke çapında ortak politikalar geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Yasal düzenlemelerin mevcut olduğunu ancak uygulama ve denetim eksikliği yaşandığını belirten Yanık, ailelerin ekonomik sorunları çözülmediği sürece çocukların okul yerine atölyelerde çalışmaya devam edeceğini söyledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: